Hapı Yutmak
Günümüzde bir işin artık geri dönülemez bir noktaya geldiğini veya birinin büyük bir belaya bulaştığını anlatmak için kullandığımız "Hapı yutmak" deyimi, bizlere Sultan IV. Murat döneminden kalma acı bir hatıradır.
Sultan IV. Murat'ın yasaklarının hüküm sürdüğü dönemde, sarayda görevli Hekimbaşı Emir Çelebi hakkında gizlice afyon kullandığına dair bir ihbar yapılır. Sultan, çok sevdiği hekimini denemeye karar verir ve onu bir satranç oyununa davet eder.
Oyunun en heyecanlı yerinde Sultan, Çelebi’nin kuşağındaki kutuyu işaret ederek; "Çelebi, kuşağını çöz de içinde ne varsa dök bakalım!" der. Köşeye sıkıştığını anlayan Emir Çelebi’nin kutusundaki afyon hapları masaya saçılır. Çelebi, "Hünkarım, bunlar hastalara verdiğim panzehir haplarıdır," diyerek kurtulmaya çalışsa da Sultan’ın cevabı kesindir: "O hâlde, yutmaya başla bakalım!"
Emir Çelebi, kurtuluşun kalmadığını anlayarak avuç dolusu afyon hapını oracıkta yutar. Evine dönen Çelebi, hayata gözlerini yumar. Hadisenin ardından, "Çelebi’ye ne oldu?" diye soranlara verilen cevap, asırlardır dilimizde yaşayan o meşhur deyim olur: "Hapı yuttu!"
💡 Deyimin Anlamı
Kötü bir duruma düşmek, işlerin geri dönülemez bir hal alması veya büyük bir zarara/belaya uğramak anlamında kullanılır.