×

7. Sınıf Anlatım Bozuklukları Konu Anlatımı

✏️ Kelimelerin Yanlış Anlamda Kullanılması
✍️ Gereksiz Sözcük Kullanımı
🖊️ Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması
✒️ Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması
1. Kelimelerin Yanlış Anlamda Kullanılması
Bazı kelimeler ses olarak birbirine çok benzer (örneğin: çekimser-çekingen) ya da aralarında bir anlam ortaklığı varmış gibi durur. Ancak bu kelimeleri birbiri yerine kullanmak, cümleyi mantık zemininden kaydırır. Kelimelerin gerçek anlam sınırlarını iyi bilmemek bu hataya yol açar.
Örnekler:
▶ Bu yıl lisede öğretim görüyorum.
(Öğretim işini öğretmen yapar, öğrenci öğrenim görür.)
Doğrusu: Bu yıl lisede öğrenim görüyorum.

▶ Saçları her geçen gün daha büyüdü.
(Saç, tırnak gibi yapılar büyümez, boyutsal olarak "uzar".)
Doğrusu: Saçları her geçen gün daha uzadı.

▶ Evlerin ücretleri bu yıl çok arttı.
(Hizmet karşılığı ödenen paraya ücret, bir malın para değerine ise "fiyat" denir.)
Doğrusu: Evlerin fiyatları bu yıl çok arttı.

▶ Öğretmenimiz, öğrencileri arasında ayrıcalık yapmaz.
(Ayrıcalık üstünlük tanımaktır, fark gözetme durumu için "ayrım" kelimesi kullanılır.)
Doğrusu: Öğretmenimiz, öğrencileri arasında ayrım yapmaz.

▶ Derslere katılırken oldukça çekimser davranıyor.
(Tarafsız kalma veya vazgeçme anlamı "çekimser"dir, "çekinmek" korkup uzak durmaktır, )
Doğrusu
: Derslere katılırken oldukça çekingen davranıyor.

▶ Kitabın son baskısı dün yayınlandı.
(Gazete, kitap gibi basılı eserlerin çıkarılması eylemine "yayımlandı" denir.)
Doğrusu: Kitabın son baskısı dün yayımlandı.

▶ Kazaya şoförün dikkatsizliği katkıda bulundu.
("Katkıda bulunmak" ya da "sağlamak" olumlu işler içindir, kaza durumunda "yol açtı" denmelidir.)
Doğrusu: Kazaya şoförün dikkatsizliği yol açtı.

▶ Bu sınavı kazanma şansın çok yüksek.
(Şans, piyango gibi durumlarda olur; emek verilen şeylerde ihtimal kullanılır.)
Doğrusu: Bu sınavı kazanma olasılığın / ihtimalin çok yüksek.
2. Gereksiz Sözcük Kullanımı
Türkçede "az sözle çok şey anlatmak" esastır. Bir cümlede, zaten var olan bir anlamı başka bir kelimeyle fonetik olarak tekrarlamak yük yaratır. Testi basittir: O kelimeyi cümleden attığında anlam daralmıyor veya bozulmuyorsa, o kelime fazlalıktır.
Örnekler:
▶ Onunla ilk tanışmamızı hiç unutmam.
("Tanışmak" eylemi zaten ilk kez yapılan bir şeydir, "ilk" kelimesi gereksizdir.)
Doğrusu: Onunla tanışmamızı hiç unutmam.

▶ Soruyu hemen çabucak çözüverdi.
("-ivermek" tezlik fiili zaten çabukluk anlamı taşır, iki kelime birden fazlalıktır.)
Doğrusu: Soruyu çözüverdi.

▶ Kardeşimle karşılıklı selamlaştık.
("Selamlaşmak" işi zaten karşılıklı yapılır, "karşılıklı" sözcüğü cümleden atılmalıdır.)
Doğrusu: Kardeşimle selamlaştık.

Kulağına alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
("Fısıldamak" zaten alçak sesle yapılan bir eylemdir, "alçak sesle" sözü gereksizdir.)
Doğrusu: Kulağına bir şeyler fısıldadı.

Geçmiş anılarını bir kitapta topladı.
("Anı" zaten geçmişte yaşanan olaylardır, "geçmiş" kelimesine gerek yoktur.)
Doğrusu: Anılarını bir kitapta topladı.

Ücretsiz ve bedava bilet dağıttılar.
("Ücretsiz" ve "bedava" eş anlamlıdır, ikisinin aynı cümlede olması duruluğu bozar.)
Doğrusu: Bedava bilet dağıttılar.

▶ Sana bu konuyu yeniden tekrarlayacağım.
("Tekrarlamak" zaten bir işi yeniden yapmaktır, "yeniden" kelimesi gereksizdir.)
Doğrusu: Sana bu konuyu tekrarlayacağım.
3. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanımı
Anlatımı düzgün bir cümlede okuyucuyu şüpheye düşürecek, şaşırtacak, yanıltacak birbiriyle çelişen ifadeler bulunmamalıdır. Bir cümlede hem "yüzde yüz eminim" deyip hem de "belki, herhalde" derseniz dinleyicinin kafası karışır. Netlik ilkesine aykırı olan bu durum, genellikle kesinlik bildiren bir zarf ile olasılık/tahmin bildiren bir sözcüğün veya kipin aynı cümleye sıkıştırılmasıyla olur.

Örnekler:
Eminim o da bizi anlamış olabilir.
("Eminim" kesinlik bildirirken, "-ebilir" eki ihtimal anlamı taşır ve çelişki yaratır.)
Doğrusu: Eminim o da bizi anladı.

Şüphesiz ödevini yapmış olmalı.
("Şüphesiz" kesinlik ifadesidir, "-malı" eki ise cümleye tahmin/olasılık anlamı katmıştır.)
Doğrusu: Şüphesiz ödevini yapmıştır.

Tam üç yıla yakın görüşmüyoruz.
("Tam" net bir sayıyı, "yakın" ise yaklaşık bir süreyi ifade ettiği için çelişirler.)
Doğrusu: Tam üç yıldır görüşmüyoruz.

Kesinlikle bugün geleceğini sanıyorum.
("Kesinlikle" netlik belirtir, "sanıyorum" ise zayıf bir tahmindir.)
Doğrusu: Bugün geleceğini sanıyorum.

▶ Davete aşağı yukarı tam yüz kişi geldi.
("Aşağı yukarı" olasılık/yaklaşıklık bildirirken, "tam" kesinlik ifade eder.)
Doğrusu: Davete tam yüz kişi geldi.

Mutlaka o da gelmiş olabilir.
("Mutlaka" kesinlik bildirirken, "olabilir" ihtimal anlamı taşır.)
Doğrusu: Mutlaka o da gelmiştir.

Kuşkusuz bu maçı kazanabiliriz.
("Kuşkusuz" eminim demektir, "-ebiliriz" eki ise işi ihtimale bırakır.)
Doğrusu: Kuşkusuz bu maçı kazanacağız.

Elbette o da duymuş olmalı.
("Elbette" kesinlik zarfıdır, "-malı" kipi cümleye olasılık anlamı yüklemiştir.)
Doğrusu: Elbette o da duydu.

Yaklaşık tam iki saat bekledim.
("Yaklaşık" tahmini bir süredir, "tam" kelimesi ise netlik bildirir.)
Doğrusu: Tam iki saat bekledim.

Yüzde yüz o da biliyor sanırım.
("Yüzde yüz" kesinlik anlamı taşırken, "sanırım" sözcüğü cümleyi ihtimale düşürür.)
Doğrusu: Yüzde yüz o da biliyor.
4. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması
Türkçede kelimelerin cümle içindeki sırası anlamı doğrudan etkiler. Özellikle bir zarfın (eylemi etkileyen sözcük), bir sıfatın (ismi etkileyen sözcük) önüne gelmesi gerekirken yanlış yere konması mantık dışı anlamlar doğurur.

Örnekler:
Çok güneşte kaldığı için kızarmış.
(Gökyüzünde çok sayıda güneş yoktur, kastedilen güneşte "çok kalmak" eylemidir.)
Doğrusu: Güneşte çok kaldığı için kızarmış.

Yeni eve gelmiştim ki aradı.
(Ev yeni yapılmış gibi bir anlam çıkıyor, kastedilen eylemin zamanıdır.)
Doğrusu: Eve yeni gelmiştim ki aradı.

Ağrısız kulak delinir.
(Kulağın ağrısız olduğu değil, delme işleminin ağrısız yapılacağı kastedilmektedir.)
Doğrusu: Kulak ağrısız delinir.

Alkollü araç kullananlara ceza kesildi.
(Alkol alan araç değil sürücüdür, kelime yanlış yerdedir.)
Doğrusu: Aracı alkollü kullananlara ceza kesildi. / Alkollüyken araç kullananlara...

Çok başım ağrıdığı için uyudum.
(İnsanın birden fazla başı yoktur, ağrının şiddeti yani "başım çok ağrıdığı" kastedilir.)
Doğrusu: Başım çok ağrıdığı için uyudum.

Her Allah'ın günü buraya gelir.
(Birden fazla yaratıcı anlamı çıkar, "her" sözcüğü günün başına gelmelidir.)
Doğrusu: Allah'ın her günü buraya gelir.

İlk odaya giren ben oldum.
(Sanki birden fazla oda varmış gibi anlaşılıyor, kastedilen odaya giriş sırasıdır.)
Doğrusu: Odaya ilk giren ben oldum.

Kısaca bildiklerini bize anlattı.
(Bilgilerin kısa olduğu değil, anlatma eyleminin kısa süreceği kastedilmektedir.)
Doğrusu: Bildiklerini bize kısaca anlattı.

Ücretsiz eve teslim yapıyoruz.
(Evin ücretsiz olduğu anlamı çıkıyor, kastedilen teslimatın ücretsiz olmasıdır.)
Doğrusu: Eve ücretsiz teslim yapıyoruz.

Yorum gönder