×

6. Sınıf Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

📚
Sözcükte Anlam Özellikleri
🔍 Gerçek Anlam
🎭 Yan Anlam
✨ Mecaz Anlam
🔬 Terim Anlam
🔄 Çok Anlamlılık
🔄
Sözcükler Arası Anlam İlişkileri
🔊 Eş Sesli (Sesteş)
⚖️ Eş Anlamlı (Anlamdaş)
⚔️ Zıt (Karşıt) Anlamlı
📏 Yakın Anlamlılık
👥
Söz Gruplarında Anlam
🎵 Yansıma Sözcükler
💪 Pekiştirmeler
🔄 İkilemeler
💬 Deyimler

Sözcüğün Anlam Özellikleri

Gerçek Anlam
Bir sözcüğün akla gelen ilk anlamına gerçek (temel) anlam denir. Aynı zamanda sözlük anlamı olarak da adlandırılır.
Örnekler:
Sabah kahvaltısında sıcak bir çay içtim.
Bahçedeki ağaçlar sonbaharda yapraklarını döküyor.
Ayakkabılarım yağmurda ıslandı.
Ders çalışırken sessiz bir ortam tercih ederim.
Evin perdelerini geçen ay değiştirdik.
Eşyalarını boş bir bir dolaba koydu.
Yan Anlam
Bir sözcüğün gerçek anlamından tam olarak kopmadan gerçek anlamıyla görev, şekil benzerliği ilişkisi kurularak kazandığı yeni anlama yan anlam denir.
Örnekler:
Masanın ayağı kırılmıştı. (Gerçekte insan veya hayvan ayağı değil, destek görevi gören bölüm.)
▶ Uçağın kanadı arızalandı. (Gerçekte canlı kanadı değil, havada tutmaya yarayan bölümü)
▶ Kapının kolu gevşemiş, yerinden çıkıyordu. (Gerçekte insan kolu değil, tutma yeri.)
▶ Dağın eteğinde küçük bir köy vardı. (Gerçekte giysi değil, alt kısmı)
▶ Kitabın sırtı biraz yıpranmıştı. (Gerçekte insan sırtı değil, kitabın cilt kısmı.)
▶ Çantanın gözü fermuarlıydı. (Gerçekte insan gözü değil, bölme veya cep.)
Mecaz Anlam
Sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir.
Örnekler:
Yeni projeyle şirketimiz kanatlandı. (Gerçekte fiziksel olarak uçmak değil, gelişmek anlatılıyor.)
Zorlu maçta takımımız ezildi. (Ezilmek: Fiziksel olarak sıkışmak veya zarar görmek anlamında iken burada yenilgi anlamında kullanılmıştır.)
Öğretmen sınavda hepimizi terletti. (Terletmek: Gerçek anlamda fiziksel olarak terletmek değil, zor durumda bırakmak anlamında kullanılmıştır.)
Terim Anlam
Bir bilim dalına, sanat koluna, spora, mesleğe ait kavramların karşılığı olan sözcüklerin taşıdığı anlama terim anlam denir.
Örnekler:
Fay hattı üzerinde bulunan şehirlerde depreme dayanıklı binalar yapılmalıdır. (Coğrafya terimi)
Matematik sınavında dik üçgenin hipotenüsünü hesaplamamız istendi. (Matematik terimi)
Ressam, tablosunda perspektif kuralına dikkat ederek derinlik oluşturdu. (Sanat terimi)
Futbolcu, topu penaltı noktasına yerleştirip vuruşunu yaptı. (Spor terimi)
Mühendisler, köprünün statik dengesini hesapladıktan sonra inşaata başladı. (Mühendislik terimi)
Doktor, hastanın yüksek tansiyon şikâyeti olduğunu söyledi. (Tıp terimi)
Şair, şiirinde redif kullanarak ahengi artırmış. (Edebiyat terimi)
Bilgisayarın işlemcisi, veri işleme hızını doğrudan etkiler. (Bilişim terimi)
Kimya dersinde bugün asitle bazın tepkimesini inceledik. (Kimya terimi)
Orkestradaki müzisyen nota kağıdını dikkatle inceledi. (Müzik terimi)
Çok Anlamlılık
Bir sözcüğün birden çok anlamı ifade edecek şekilde kullanılmasına denir.
Örnekler:
Düşmek
Çocuk merdivenden düştü. (Yere yuvarlanmak)
Fiyatlar düştü. (Azalmak)
Notları düştü. (Kötüleşmek)
Açmak
Kapıyı açtım. (Engeli kaldırmak)
Konuyu açtım. (Başlatmak)
Çiçekler açtı. (Gelişmek)
Yüz
Yüzüme baktı. (Surat)
Yüzde yüz başarı. (Oran)
Dil
Türkçe dilini konuşuyorum. (Lisan)
Dilim damağıma yapıştı. (Organ)
Yakmak
Ateşi yaktım. (Tutuşturmak)
Güneş cildimi yaktı. (Tahriş etmek/zarar vermek)
Bu hareketin ciğerimi yaktı. (Üzmek/mecaz)

Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir.
Eş sesli kelimeler arasında hiç bir anlam ilişkisi yoktur.
Eş sesli kelimelerde tüm anlamlar mutlaka gerçek anlamlıdır. Mecaz ve yan anlamlılıkla eş seslilik olmaz.
Örnekler:
Ayakkabının bağı çözüldü. (birbirine tutturmak için kullanılan ip)
Şehrin dışında küçük bir bağ evi almıştı. (meyve bahçesi)
Çayı ocağa koydun mu? (içecek)
Çaydan balık tutmaya mı çalışıyor? (dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu)
Dikkat Edelim
Hem yazılışları aynı olan hem de aralarında anlam bağı bulunan sözcüklere "kökteş" (ortak köklü) sözcükler denir. Bu sözcükler bir anlamıyla isim, diğer anlamıyla fiil kökünde bulunurlar. Bu sözcükler eş sesli olarak değerlendirilmez.
Örnekler:
Marketten yirmi kilo boya aldık. (İsim)
Bir günde ancak salonu boyadım. (Fiil)
Hafta sonu ata bineceğiz. (İsim)
Bu kötü düşüncüleri kafandan at. (Fiil)
Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler
Yazılışları farklı, anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı sözcük denir.
Eş anlamlı sözcükler kalıplaşmış söz öbekleri dışında genellikle birbirlerinin yerine kullanılırlar.
Örnekler:
Konuk 🟰Misafir Ulus 🟰 Millet Cesur 🟰 Yürekli Cimri 🟰 Pinti Ek 🟰 İlave Eser 🟰 Yapıt Nasihat 🟰 Öğüt Nesil 🟰 Kuşak
Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler
Anlam bakımından birbiriyle çelişen sözcüklerdir.
Örnekler:
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Uzun 🟰 Kısa Yukarı 🟰 Aşağı İleri 🟰 Geri
Yakın Anlamlı Sözcükler
Anlamları aynı yani eş anlamlı görünen ancak aralarında az da olsa anlam farkı bulunan kelimelere yakın anlamlı sözcükler denilmektedir.
Örnekler:
Dediğini yapmadığım için bana darıldı.
Yemeğe çağırmazsak bize gücenir.
⦿ Soğuktan elleri dondu.
⦿ Hava çok soğuk olduğu için üşüdü.
⊡ Sınavlara hazırlanmak için çok uğraştı.
⊡ Ailesini geçindirmek için gece gündüz didindi.

Söz Gruplarında Anlam

Yansıma Sözcükler
Doğada bulunan canlı veya cansız varlıkların çıkardığı seslerden esinlenerek ve o sesleri taklit ederek ortaya çıkan sözcüklerdir.
Örnekler:
Şırıl şırıl akan dere, insana huzur veriyordu. (Su sesi)
▶ Çocuk, yere düşen bardağın kırılma sesiyle irkildi. (Cam sesi)
▶ Kapının gıcırtısı tüm evi inletti. (Kapı menteşesi sesi)
▶ Kuşlar sabahın erken saatlerinde cıvıldamaya başladı. (Kuş sesi)
▶ Rüzgarın etkisiyle ağaçların yaprakları hışırdıyordu. (Yaprak sesi)
▶ Sobadaki odunlar çatırdarken sıcak bir ortam oluştu. (Odun yanma sesi)
▶ Bebeğin hıçkırığı tüm evi doldurdu. (Bebek sesi)
▶ Arabanın frenleri aniden gıcırdadı. (Fren sesi)
▶ Yağan yağmurun sesi şakırdıyordu. (Yağmur sesi)
▶ Sinek, kulağımın dibinde vızıldıyordu. (Sinek sesi)
Dikkat Edelim
Yansıma sözcükler, sadece seslerin taklidi ile oluşur. Görme duyusuna ait bazı kelimeler, yansıma sözcükleri andırsa da yansıma olarak kabul edilmez.
Örnekler:
Güneş bugün pırıl pırıl parlıyor. (Yansıma değildir.)
Bugün yine ışıl ışıl bir güne merhaba diyoruz. (Yansıma değildir.)
Pekiştirmeler
İfadenin ve anlatımın gücünü arttırmak için sözcüğün ilk ünlüsüne kadar olan kısmının sonuna -m, -p, -r, -s ünsüzlerinden biri getirilerek oluşturulan hecenin, kelimenin başına getirilmesiyle kurulan ve niteliği en yüksek derecesinde gösteren sözcüğe denir.
Örnekler:
Bembeyaz kar, etrafı aydınlatıyordu.
▶ Çocuklar masmavi denizde neşeyle yüzüyorlardı.
Sapsarı güller bahçeyi aydınlatıyordu.
Kapkaranlık gecede yıldızlar parlıyordu.
Upuzun bir kuyrukta beklemekten sıkılmıştı.
Tertemiz elleriyle hamur yoğuruyordu.
Yemyeşil çimenlerde koşturup duruyorlardı.
Sırılsıklam olmuştu yağmurda yürümekten.
Koskoca bir ağacın altında dinleniyordu.
İkilemeler
Anlatım gücünü artırmak, anlamı pekiştirmek, kavramı zenginleştirmek amacıyla aralarında anlam ya da ses yönünden
benzerliklerin olduğu aynı cinsten veya gruptan en az iki sözcüğün tekrarlanmasıyla oluşan sözcük gruplarına denir.
İkilemeler farklı şekillerde oluşturulurlar.
Örnekler:
▶ Bebek ağır ağır emekliyordu. (Aynı sözcüğün tekrarıyla)
Hızlı hızlı merdivenleri çıktı. (Aynı sözcüğün tekrarıyla)
Aşağı yukarı aynı saatte gelmişlerdi. (Karşıt anlamlı sözcüklerle)
İleri geri konuşarak beni sinirlendirdi. (Karşıt anlamlı sözcüklerle)
Sağ salim eve ulaştık. (Eş anlamlı sözcüklerle)
Güçlü kuvvetli bir adamdı. (Eş anlamlı sözcüklerle)
Mal mülk peşinde koşmaktan yorulmuştu. (Yakın anlamlı sözcüklerle)
▶ Allah sana akıl fikir versin! (Yakın anlamlı sözcüklerle)
Saçma sapan konuşmalarından bıktım. (Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle)
Ufak tefek eşyalarını toplamıştı. (Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle)
Mırın kırın ederek işten kaçmaya çalışıyordu. (İkisi de anlamsız sözcüklerle)
Ivır zıvır şeylerle vakit harcıyordu. (İkisi de anlamsız sözcüklerle)
▶ Kapı takır tukur sesler çıkarıyordu. (Yansıma sözcüklerle)
▶ Horozlar gak guk öterek sabahı müjdeliyordu. (Yansıma sözcüklerle)
Deyimler
Genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış birden çok sözcükten oluşan, bir kavramı ya da durumu karşılayan kalıplaşmış sözcük gruplarına “deyim” denir.
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir, kelimelerin yerleri değiştirilemez ve aynı anlama bile gelse yerine başka bir sözcük getirilemez: “Başını taştan taşa vurmak” deyimi “kafasını taştan taşa vurmak” biçiminde söylenemez.
Örnekler:
▶ Sınav sonuçlarını duyunca etekleri zil çaldı. (Çok sevinmek)
▶ Patronun söylediklerine kulak asmadı. (Önem vermemek)
▶ Bu işi göz açıp kapayıncaya kadar bitirdi. (Çok kısa sürede)
▶ Yalan söylediği için paçası tutuştu. (Korkmak, telaşlanmak)
▶ Onunla konuşurken ağzından bal damlıyordu. (Güzel ve tatlı konuşmak)
▶ Yaptığı hatadan sonra pişmanlıktan saçını başını yoldu. (Çok üzülmek)
▶ Bu konuda burnunun dikine gidiyor. (Kendi bildiğinden şaşmamak)
▶ O kadar çok çalıştı ki gözüne uyku girmedi. (Uykusuz kalmak)
▶ Yaptığı iyiliklerle adını altın harflerle yazdırdı. (Unutulmaz olmak)
▶ Her zaman ağzındaki baklayı çıkarır. (Düşüncesini hemen söylemek)
Dikkat Edelim
Deyimlerin büyük çoğunluğu mecaz anlamlıdır ancak sayıları az da olsa gerçek anlamlı deyimler de vardır. Yani deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam aynıdır.
Örnekler:
Çoğu gitti azı kaldı.
iyi gün dostu olmak
kimi kimsesi olmamak
yükte hafif pahada ağır

Bu içerik faydalı oldu mu? İçeriği puanlayın!
Instagram'da bizi takip edin, yeni içeriklerden anında haberdar olun!

Yorum gönder